Sonradan Gurme'den Haberler

17 Şubat 2013 Pazar

Limma Brasserie & Restaurant - Esentepe / İstanbul

İş için zaman zaman İstanbul'a gitmem gerekiyor. Doğduğumdan beri Ankara'yı çok fazla terk etmediğimden, böyle seyahatlerde yiyecek içecek bir yerler bulmak, özellikle benim gibi yeme içmeyi çok seven birisi için, hayati önem taşıyor..
Yine bir iş gezisi için İstanbul'a gittiğim zaman sabah trafiğini tabi ki yanlış hesaplayıp erken saatte Esentepe'de olduğum ve kahvaltı etmek için bir yer ararken, Limma'yla karşılaştım.
Tam Astoria alışveriş merkezinin karşısında konuşlanmış, çok da ufak olmayan bir yer Limma.


Limma Brasserie & Restaurant
Seçimlerim, Kahvaltı tabağı ve menemen oldu.


Kahvaltı Tabağı
Börek, domates, haşlanmış yumurta, bal, reçel, tereyağı, kaşar peyniri, jambon, salam, sosis ve simitli, çok zengin olmayan, ama yeterli bir kahvaltı tabağı sunuluyor. Zaten hangimiz her zaman 38 çeşit peynirle kahvaltı yapıyoruz ki :)


Menemen
Limma'nın menemenini de çok beğendim. Hem baharatları hem lezzeti çok güzeldi.

Öğlen ve akşam yemekleri için herhangi birşey söyleyemiyorum.
Ama arabayla gelirseniz, İstanbul'un neresinde olursa olsun karşılaşacağınız park yeri problemini burada yaşayabilirsiniz..

Kıssadan hisse; Limma, İşe gitmeden önce yarım saat vaktiniz olursa hızlı ve güzelce kahvaltı edebileceğiniz, güzel bir seçenek.

Limma Brasserie & Restaurant
Büyükdere Cad.
Astoria AVM Karşısı 
No.96/A Esentepe-Şişli / İstanbul
Tel:  (212) 274 94 94
Web: http://www.limma.com.tr/
Mail:  info@limmabrasserie.com

30 Kasım 2012 Cuma

Özgür Şef Steakhouse Kasap - Ataşehir / İstanbul


Aslında çok kolay gözükse de, bir "blog yazarı" bile olmak hiç de kolay değilmiş. Hele bir de yemek yazısı yazıyorsanız. Hem kendinizi sürekli geliştirmeniz gerekiyor, hem gittiğiniz yerlerde yediğiniz şeyleri sürekli fotoğraflamanız, hem de yemeklerle ilgili görüşlerinizi bir yere not etmeniz gerekiyor. Bunları yaparken de yemeğin lezzetinden biraz uzaklaşıp, aslında yaptığınız tadımı biraz "iş"leştiriyorsunuz.
Peki bu, benim 2 ay ara vermem için geçerli bir sebep mi, tabi ki de değil =) ama yine de içimi rahatlatmak istedim belki de..

Bu 2 aylık arayı, güzel bir açılışla noktalamak istedim: ÖZGÜR ŞEF!

Uzun zamandır adını duyduğum ama İstanbul'da olmasından dolayı bir türlü gidemediğim bir et lokantası olarak tanımlayabilirim Özgür Şef'i.
Neredeyse her hafta, kâh iş için kâh eğlenmek için İstanbul'a geldiğim ve genelde Ataşehir'de olduğum şu güzel sonbahar günlerinde çok güzel bir deneyim yaşadığımı söyleyebilirim.
Akşam saatlerinde, koşuşturması hat safhada olan bir günün yorgunluğunu üzerimden atmak için yapacak 2 seçeneğim vardı: 
1. spora gitmek (bunun için bir arkadaşımı beklemem gerekiyordu, ki aslında onu beklerken yemek yemek hiç fena fikir değildi), 
2. yemek yemek (bunun için tek başıma olmam hayli yeterli :)))

Zaten gideceğim spor salonunun bulunduğu yerde Özgür Şef'in olduğunu görünce, adeta gözlerim parladı.
İçeri girdiğimde gözüme çarpan ilk şey, beni karşılayan biri olmamasıydı. (Tabi saat ilerleyince kapıda misafirleri karşılayıp, onlara yerlerini gösteren bir kişi görev yerinde durmaya başladı)
Sağıma soluma baktım, yakındaki en yakın garsonun yanına gidip et istediğimi söyledim :)
Beni masama yönlendirdikten sonra siparişimi almaya geldi.
Menü usulu çalışmadıklarını iletti. Amaçlarının da bizi tıka basa doyurmak değil, tadında bir yemek yedirmek olduğunu da belirtti, ki bu gayet hoşuma gitti.
200 gr civarında, bonfile ya da kontrfile tercih ettiğimi ilettim. Bunun için en güzel seçeneğin "Lokum" olduğu söylendi.
Öncesinde atıştırmalık köfte, sucuk ve sosis tabağı ve salata önerdi. Ben dakika durmayıp hepsini istedim :)
Tek başıma yemek yediğimden ötürü, etrafı incelemek için çok vaktim oldu. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, bulunduğum yer, saat 17:30 olmasına rağmen, hayli sakindi. Saat 19:00 sularına doğru kalabalık artmaya başladı.
Etrafımdaki diğer müşterilerin siparişlerinin çoğu "Lokum"du. Dolayısıyla, doğru bir seçim yaptığımı düşünmeye başladım. 

Önce tulum peynirli, cevizli, bol yeşillikli salatam geldi. Sirkesi bol, tadımlık hoş bir salataydı.


Peynirli Salata (8 TL)

Salata bitmeye yakın köfte, sucuk ve sosis atıştırmalıkları geldi.
Köfte - Sosis - Sucuk (5'er TL)

Sucuk güzel pişmişti. Hatta hala suluydu.
Sosisi çok beğenmedim, zaten normal hayatta da çok fazla sosis seven birisi değilim.
Köfte de gayet iyiydi, çok kurutulmamıstı, kesince suyu çıkıyordu.. tam ağzımıza layık.. 10 tane yerim, bana mısın demem :)

Ana yemeğimi beklerken şarap menüsü istedim. 1 sayfalık bir menü beklerken, 6-7 sayfalık, adeta ansiklopedi gibi bir şarap menüsü görmek beni çok şaşırttı. İstediğiniz şarabı bulmamanız mümkün değil diye düşünüyorum.

Sonunda assolist masadaki yerini aldı: Lokum..
Lokum (35 TL)
Yanında sadece patates püresiyle servis edilmesi gayet güzel. Et çok güzel pişilmiş. Adeta lime lime gözüküyor. Hem kesimi hem yemesi çok kolay. Tuzsuz ve baharatsız olarak pişirilmiş, ki bu benim hoşuma gitti.
Etin yanında 3 çeşit sos veriliyor. Acı hardal(gerçekten çok acı), normal hardal ve barbekü sos.
En çok barbekü sosu beğendim. 
Şu konuda sizi uyarmam gerekiyor; etin nasıl pişmesini istediğinizi söylerken dikkatli olun. Etin orta pişmiş olmasını istedim, ama orta-iyi pişmiş geldi. Bunun nedenini, müşterilerin orta pişmiş et istediklerinde, ortasını pembe görmek istemediklerini iletmesiymiş. Ondan dolayı orta pişmiş et, orta iyi; iyi pişmiş et, çok iyi pişmiş geliyor. Renk belli etmenizde fayda var :)

En sonunda da kahve / çay ikramı yapıldı.

Gerçekten çok keyif aldığım bir akşam yemeği olduğunu söylemek isterim.
Gerek hizmet, gerek lezzet olarak tat almak istiyorsanız, doğru adreslerden birisi Özgür Şef.

Özgür Şef Steakhouse Kasap
Barbaros Mh. Karanfil Sk.
Kent Plus No:6T/1 3352 Ada
Atasehir / Istanbul
Tel: 0216 - 688 4343
Web: http://www.ozgursef.com/
Email: ozgur@ozgursef.com

24 Eylül 2012 Pazartesi

Arde-Som Restaurant & Alabalık Üretim Çiftliği - Çamlıhemşin / Rize

Şu aralar profesyönel olarak yaptığım işlerin yoğunluğundan ötürü, gideli neredeyse 1.5 aya varan, Karadeniz tatilinin yazılarını hala yazamamak içimi kemiriyordu. Ama artık bunun da zamanı geldi; kaldığım yerden devam ediyorum :)

Ankara - Ayder(Rize) yolcuğulu sırasında, Trabzon'da verdiğimiz kahvaltı molasından sonra, yaklaşık 2.5 saat içerisinde Ayder'e vardık. Ayder'e geldiğim zaman, gelenek olarak, sürekli Doğa alabalık çiftliğine giderdim. Akrabalarımın tavsiyesiyle, bu sefer Arde-Som'u tercih ettik. Hem çok aç olmamın verdiği heyecanla, hem de havanın biraz yağmurlu olmasından dolayı, düzgün fotoğraflayamadım, elime fırsat geçince tekrar çekeceğim, şimdiden özür dilerim.

Ustalardan, hemen yemek tavsiyesi aldık. Yöresel, muhlamamızı söyledik, yanına mısır ekmeği ve balık kavurmayı da ilave ettik. Ortaya şölen havasında bir yemek çıktı :)

Muhlama
Rize'ye gittiğinizde, nerede muhlama söylerseniz söyleyin, hayal kırıklığına uğrayacağınızı sanmıyorum. Burası da bizi şaşırtmadı. Muhlama 10 numaraydı; hem peyniri hem de yağı şahaneydi.

Mısır ekmeği
Mısır ekmeği, biraz sert olduğundan, daha çok mısır kurabiyesi gibiydi. Ben ekmeğe benzeyen cinsini daha çok tercih ediyorum ama burası da farklı bir tat farklı bir doku katmış. Çok müthiş bir lezzet değildi.

Balık Kavurma
Gelelim assolistimiz, balık kavurmaya.. tek kelimeyle şahaneydi. Diğer alabalık çiftlikleri bu şekilde servis yapıyor mu bilmiyorum ama bu kadar aperitiften sonra bile kaşık kaşık yiyebildiğim bir lezzetdi. Fotoğraflarına baktıkça hala iştahım açılıyor :) Tereyağında, domates ve biberle kavrulmuş, ince doğranmış balık parçaları yetmemiş gibi üzerine bir de peynir eritmek, insanın ağzında ufak çaplı bir karnaval yaşanmasına sebep oluyor. Kesinlikle gidin ve deneyin derim.

Yolunuz Ayder'e düşüp de, nerede yemek yesem diye düşünürseniz, Arde-Som, aklınızda her zaman bir seçenek olarak bulunmalı.


Arde-Som Restaurant & Alabalık Üretim Çiftliği
Ayder yolu üzeri 
Çamlıhemşin/RİZE
Tel: 0464 655 51 33 - 34 - 35
web:  http://ardesom.com/ 
Email: info@ardesom.com

23 Ağustos 2012 Perşembe

Ayhan Sürmen Serender - Sürmene / Trabzon

Genelde organizasyon işlerindeki çok başarılıyımdır ama son 5 senedir yaz tatili organizasyonlarında bu başarımı ortaya koyamıyorum. Çıkan binbir türlü aksilikten ötürü yaz tatili benim için Ankara'da havuza girmekten öteye gidemiyor.
Bu sene, bu kem talihimi yenip, bayram için bir plan yaptım. Hedefim, güney sahilleri değil, bilakis aksine soğuk Karadeniz yaylaları oldu. Baba tarafı Trabzon'lu, anne tarafı Rize'li olmam da bu planı bir hayli kolaylaştırdı.
Bayramın ilk günü sabah, arabayla yola koyulduk. Saat 09:00 civarında Trabzon'a gelmiştik. Tabi yolda verdiğimiz mola haricinde pek birşey yeme fırsatı bulamadık. Hazır Trabzon'dayken, Akçaabat köftesi yemeyi düşündük ama bayram vesilesiyle henüz açmadıklarını iletince biraz üzüldük. Yolumuza devam ederken, Sürmene'de gözümüze, "Serender" takıldı. Ankara'lılar, Serender'in Bahçelievler'de ve Öveçler'deki şubelerinden hatırlayacaklardır. Bize de tanıdık bir isim ve manzarası da gayet güzel olduğundan burada kahvaltı yapmak için durduk.

Serender  - Sürmene

Güzel döşenmiş, hoş bir ortamla karşılaştık.
Gittiğimizde pazar günüydü, ve açık büfe kahvaltı servisi vardı. Açık büfe kahvaltıyı pek sevmediğimizden, biz peynirli pide("peynirli" demeniz kafi), kuymak, tereyağı ve bal sipariş verdik.
Zaten o saatte pek kalabalık olmadığından, siparişlerimiz gayet çabuk geldi.

Serender'in manzarası (öndeki yol sahil yolu)
Öncelikle kavun karpuz ikramı geldi.
Karpuz Kavun ikramı
Kavun masaya konduğu anda müthiş kokusunu alıyorsunuz. Tadı da kokusundan anlaşılacağı üzere bal gibi.
Karpuz da hayli diriydi.

Kuymak
Kuymak ve muhlama sürekli karıştırılır. Kuymak, Trabzon'a, Muhlama da Rize'ye aittir. İkisinin de temel içerikleri aynıdır; peynir ve tereyağı. Kuymak'a mısır unu da katılır, ondan dolayı daha kıvamlı bir hal alır. Muhlama, sadece peynir ve tereyağından oluşur. Dolayısıyla, nispeten biraz daha ağır olur. Kuymak ve muhlama, geldiği an hemen yenmelidir. Soğudukça tadı kaçar, ilk geldiği gibi bir keyif alamazsınız. Öyle çatalla kaşıkla girişmeye de gerek yok, ekmeğinizi, pidenizi alın, tabir-i caizse, banın :)

Gelen kuymak, gayet güzeldi. Peyniri ve yağı kıvamındaydı. Mısır ununa boğulmamıştı. 
Burada önemli bir uyarıda bulunmak istiyorum, dikkat edin, biraz fazla sıcak geliyor, ağzınız yanmasın.

Tereyağı - Bal
Gelen tereyağı beklenileceği üzere tazeydi. Yediğiniz zaman aldığınız tat, marketlerden aldığınız tereyağlarının tatlarına hiç benzemiyor.

Burada 3 çeşit pide yapılıyor, peynirli, kıymalı, kavurmalı. Bunları istediğiniz gibi karıştırıp sipariş verebiliyorsunuz ama ortaya karmakarışık birşey gelmiyor. İsteğinize göre, pide eşit parçlara bölünüp her bir bölümüne ne istediyseniz o koyuluyor. Yani peynirli kıymalı isterseniz, pidenin yarısı peynirli yarısı kavurmalı geliyor. Bu geldiğimizde peynirli sipariş verdik. 2 gün sonra tekrar geldiğimde kıymalı kavurmalı istedim.
"Peynirli" Pide
Pide, pizza gibi geldi. Tabanı inanılmaz inceydi ve çıtır çıtırdı. Fotoğrafta da gördüğünüz üzere tereyağından ve peynirden sakınmıyorlar :)

Kıymalı - Kavurmalı Pide
Dilerseniz pidenin üzerine yumurta kırdırabilirsiniz. Ama yumurtalar, pide piştikten sonra kırılıyor. Zaten sıcak olan pidede yavaş yavaş pişiyor.
Peynirli pide dilimli geliyor ama diğer pideler tek parça geliyor(fotoğrafta da görebilirsiniz). Önce kıtır kenarları koparıp yiyeceksiniz, sonrasında ufak parçalar halinde pideyi tamamlayabilirsiniz :)

Türk Kahvesi
Son olarak kahve ikramlarımız geldi.

Trabzon'da kahvaltı yapacağımız bir yer ararken, şans eseri adeta bir cevher bulduk diyebilirim.
Yolunuz düşerse kesinlikle gitmenizi kesinlikle önereceğim, güzel, nezih bir adres.

Serender Sürmene
Çarşı Mahallesi, Sahil Caddesi
No: 33/A Sürmene / Trabzon
Tel: (462) 746 47 80 - 
(462) 747 47 47
web:  http://www.ayhansurmenserender.com/  

6 Ağustos 2012 Pazartesi

52 Ciğer - Emek / Ankara

Bulutlu, kasvetli ve sıkıcı bu pazartesi gününde eve gömülüp, binbir türlü bilgisayar teknolojisi içerisinde debelenirken bir yandan da acaba ne yemek yapsam düşüncesi aklımı kurcalıyordu. Ta ki, çok sevdiğim bir arkadaşım "hadi yemek yiyelim" diyene kadar.


Öncesinde ona, daha önce yazısını yazdığım "Lavaş"a gitmeyi önerdim ama farklı bir yere gitme heyecanımı bildiği için bana "Ciğer 52"yi önerdi. 


Ciğer 52 diyince, benim aklıma hep, Balgat tarafında, Çalışma Bakanlığı'nın arkasındaki Kesman Ciğer 52 gelir. Ama burasının orasıyla hiç bir alakası yokmuş.


52 Ciğer Hakkında




52 Ciğer, 1966 yılında, Sıhhiye'de kurulmuş. 1972 yılında iki ortak ayrılınca, bir ortak şu an hizmet veren, Emek 81. sokakta, diğer ortak da Adana'da hizmet vermeye başlamış.


52 Ciğer - Emek


Gittiğimizde, ortam çok sakindi, toplamda 3 masa vardı. Hemen çöp şiş siparişimiz alındı ve ikramlar geldi. İçli köfte yapmıyorlarmış, bu beni biraz üzdü ama ikramların hayli doyurucu olduğu telkiniyle biraz da olsa teselli buldum :)


Soldan Sağa: Lavaş, közlenmiş domates/biber, sumaklı soğan, yeşillik tabağı, acılı ezme, ezme
Tam mezelere dadanmaya başladığımız sırada, çöp şişlerin ilk bölümü geldi. 
Ezme konusunda çok başarılı olduklarını söylemem gerekiyor. İki ezmeyi de çok beğendim.
Acılı ezme içerisinde sumak, pul biber, soğan, domates, nar ekşisi vardı. Evet belki biraz acı ama adı üzerinde zaten, acılı ezme. Diğer ezmeyi de önüme koysalar, yemek diye yiyebilirim, o kadar lezzetliydi. Yeşillik tabağı da çok güzel bir ikram, hem hazmı kolaylaştırmak hem de insanı tok tutmak için birebir. Lavaş istemenize gerek kalmadan yenileniyor. Dolayısıyla, yemek yerken, keyfinizi bölüp lavaş istemek zorunda kalmıyorsunuz.


Yarım porsiyon ciğer


Genel olarak çok fazla çöp şiş yiyen birisi değilimdir. Sebebi de şişlerin içindeki yüksek kuyruk yağı oranıdır. Bu şişlere baktığımızda ise oranı 4 ete 2 kuyruk yağı gibi tatmin edici sınırın üzerinde olduğu için, çok hoşuma gitti. Çoğu yerde olduğu gibi, 6 şiş önceden geliyor, kalan 6 şiş de sonra servis ediliyor. 


Tam şişlerimizin ilk bölümünü tamamlarken, "bir de adana mı istesek" diye düşündük. Bunun üzerine tadımlık bir yarım adana söyledik.


Yarım Adana
Açıkcası adana kebap, öyle çok ahım şahım değildi. Çok fazlıydı ve kuruydu. Buraya gidip de çöp şiş varken adana tercih edeceğimi pek sanmıyorum.


Aslında sadece çöp şişle bile doyabileceğimizi, şişlerin geri kalanı gelince fark ettik.


Yemekleri tamamladıktan sonra, çayımızı kahvemizi içtik. Sonrasında da 2 porsiyon ciğer, yarım adana, 2 içeceğe toplamda 47 TL ödeyip, güzel bir yemeği, makul bir fiyata yemiş olduk.
Bana sorarsanız burası, öğle yemeği için tercih edilebilecek cinsten bir yer olur. Akşam gelip hem yemek yiyip hem de sohbetinizi edebileceğiniz bir yerden olmaktan biraz uzak.


52 Ciğer
Bişkek Cad.(8. Cadde), 81. Sok.
5/D Emek / ANKARA
Tel: (312) 212 20 40 

web: http://www.52ciger.com/
ePosta: ankara@ciger52.com

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Kolcuoğlu - Çukurambar / Ankara

Pazar günü yapmış olduğum alışverişin oluşturduğu açlığımı dindirmek için bir yerlere gitmem gerekiyordu.
Yemek için yine uzun zamandır gitmem önerilen Kolcuoğlu'yu denemek istedim.
Daha önceki yazılarımda da vurguladığım gibi, benim için mevzubahis kebapsa, gerisi teferruattır.


Kolcuoğlu Ankara


Kolcuoğlu hakkında biraz bilgi vermek gerekirse, 1910 yılında, Adana eski sebze halinde hizmet vermeye başlamış. Şu an, Adana, Aksaray, Ankara, Antalya, İstanbul, İskenderun, Kayseri, Mersin ve Gaziantep'de şubeleri mevcut.


Gittiğimde saat 19:30 civarıydı, iftara çok bir zaman yoktu. Spontane gelişen bir organizasyon olduğu için, haliyle, rezervasyonum da yoktu. Girişteki halkla ilişkiler sorumlusu hanımefendi, bu kadar kalabalığa rağmen bize adeta masa yarattı diyebilirim. Mekan çok ferah. İçeride bile otursanız, kocaman camlardan dolayı içerisi hayli aydınlık oluyor.


Ramazan süresince, iftar için fiks menü uygulaması var. 40 lira karşılığında çorbasından kebabına dopdolu bir menüye dahil olabiliyorsunuz.


Ben iftar menüsünden ziyade sadece kebap yemek istediğimi ilettim.


Adanaları söyledikten sonra, ikramlar masadaki yerlerini aldı.


İkramlar
İkramların içeriği hayli zengindi. O anda, buraya gelerek doğru bir karar verdiğimiz anladım.
Semizotlu yoğurt, içli köfte, patlıcan dolması, söğüş salata, ezme, közlenmiş soğan, turşu, çig köfte ve patlıcanlı yoğurttan oluşan bir ikram bombardımanına maruz kaldık.


Aslında, iftar için hazırlanan masaların çoğunda bu ikramlar önceden masaya koyulduğundan, çoğu biraz kurumuştu. 
Gelelim ikramlar için yorumlarıma;
Çiğköfte, az önce belirttiğim gibi, biz gelmeden servis edildiği için biraz kurumuştu. Acısı normalin üzerindeydi. Kuru olmasına rağmen güzeldi.
İçli köfteye bayıldım. Kabuğu ince, eti neredeyse yağsızdı. Tadı mükemmeldi.
Ezme acılıydı, tam kebapçı işiydi, çok beğendim.
Közlenmiş soğan tam közlenmeden ateşten alınmıştı.
Patlıcanlı yoğurtta eksik birşeyler vardı. Ya zeytinyağı ya da sarımsak koymayı tercih etmemişler.
Semizotlu yoğurt yine sarımsaksızdı.
Neden sarımsak koymadıklarını sorduğumda, müşteriler pek fazla tercih etmediği için sarımsaksız yapıldığını söylediler.


Adana Kebap
Gelelim assolistimiz adanaya. Kolcuoğlu, anladığım kadarıyla, adanayı koyun etinden yapıyor. Normalde diğer kebapçılarda yediğim adana kebaplar, çok yağlı olurdu, ama burası daha yağsız, daha lezzetli bir adana sunuyor. Tadını çok beğendim. Hatta o kadar beğendim ki 1 porsiyona ilave olarak 1 porsiyon daha sipariş verdim.


Meyve İkramı


Yemeği tamamladıktan sonra, söylemenize gerek kalmadan meyve ikramı ve çay geliyor.


Pazartesi sendromu yavaş yavaş etkisi başlatan pazar akşamımı, oldukça keyifli bir hale getiren Kolcuoğlu'na ve çalışanlarına teşekkürü bir borç bilirim.


Önemli bir not;
Ramazan ayında gitmeyi düşünüyorsanız, rezervasyon yaptırmayı unutmayın.
Ayrıca, gönül rahatlığıyla arabanızla gidebilirsiniz; vale servisi mevcut.




Kolcuoğlu
Muhsin Yazıcıoğlu Caddesi 
Çukurambar / ANKARA

Tel: (312) 284 99 44
Tel: (312) 287 99 44
E-mail: info@kolcuogluankara.com

24 Temmuz 2012 Salı

Meşhur Sırık Kebabı Şaban Usta'nın Yeri - Yükseltepe / Ankara

Pazar günü genelde dinlenme, pazartesi gününe psikolojik olarak hazırlanma günüdür. Pazar günü misafirliğe gidilmez hatta evden çıkmaktan bile imtina edilir. Ama biz, bu pazar akşamını, güzel yemek yiyerek daha da keyifli hale getirebileceğimiz, tanıdıklarımın uzun zamandır tavsiye ettiği, Şaban Usta'nın yerine gitmeyi tercih ettik. 


Yola çıktığımızda, yeri bulabileceğimizi pek tahmin etmiyorduk ama gelişen teknolojinin ürünü telefonlarımızda rahatlıkla kullanabildiğimiz google maps, bizi tam olarak Şaban Usta'nın önüne kadar getirdi.


Kuzu çevirme diyince benim aklıma, alabildiğine geniş çayır çimen bir alan ve alttan yanan ateşte pişen kuzu görüntüleri gelmişti. Gittiğimde biraz hayal kırıklığına uğramadım değil. Gecekonduların arasındaki bir restoran ne kadar güzel servis verebilir diye düşünmedim değil.


Şaban Usta'nın Yeri - Bahçe

Şaban Usta sizi 12-13 masadan oluşan bir bahçede ağırlıyor. Masaların düzeni ve ortam hayli salaş.


İftar masası


Ramazan sebebiyle, sadece akşamları kuzu çevirme verdiklerini söylediklerinden, biz de akşam yemeği için geldik. Rezervasyon yaptırırken ne kadar et yiyeceğimizi de belirttik. 
Geldiğimizde, masamızda hurma, çoban salata ve su vardı. İftar vakti yaklaştıkça, ezogelin çorba servis edildi.


Ezogelin Çorba
Neredeyse bir çok yazımda, ezogelin çorba hakkında yazdım. Burada yine şansıma ezogelin çorbayla karşı karşıya kaldım. Çorba, gayet lezzetliydi. Kıvamı güzeldi. Biraz acıydı.


Çorbanın bitmesinden 4-5 dk sonra, sipariş ettiğimiz 2 kg kuzu etimiz geldi.




Şaban Usta, eti, odun kömüründe pişiriyor. Et geldiğinde adeta gözümüz döndü ve aç kurtlar gibi saldırdık diyebilirim. 3 kişi toplam 2 kg eti silip süpürdük. Et, hayli lezzetliydi ama yanında meze olarak ezme, haydari vs gibi birşey bulunmadığından, salatayla başbaşa kaldık. Normalde bu miktarda etin içinde çok fazla yağ olmasını bekliyordum ama hiç de o kadar yağlı değildi. Bu kadar yememize rağmen, hiç bir ağırlık, şişkinlik hissetmemiz de bizi ayrıca şaşırttı.


Yemeğin yanında verilen semaver, bu tarz bir yemeğin üzerine ilaç gibi geldi.


3 kişi toplam 2 kg kuzu eti, 3 çorba, 3 içecek, 2 salata ve 1 semaver çaydan oluşan bu yemeğe ödediğimiz rakam 135 TL idi. Hesabı görünce, bir hata olduğunu düşündük ama, sonrasında, kilo ile köfte değil, kuzu eti yediğimizi hatırlayınca, normal bir hesap olduğuna kanaat getirdik.


Ankara'da kuzu çevirme yapan bir yeri daha önce duymamıştım. Şaban Usta da, bu konuda çok güzel bir deneyim oldu. Her hafta o kadar yolu gitmeyi gözünüz keser mi bilemiyorum ama ayda 1 bile gidilse tadı damakta kalacak bir yer.


Gitmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırmanızda fayda var. Yoksa oraya gidip yer yok sürpriziyle karşılaşmanız çok muhtemel.



Meşhur Sırık Kebabı Şaban Usta'nın Yeri
Şehitkubilay Mahallesi, Selim Caddesi No:79
Yükseltepe / ANKARA

Tel: (312) 330 45 53
GSM: (535) 452 92 81
Web: http://www.sabanustaninyeri.com/